İnsan, yaş aldıkça dünyayı değil, kendi körlüğünü keşfeder.
“Biz büyüdük ve kirlendi dünya” demek, idrak sancısını başkalarının omzuna yüklemektir.
Hayır! Dünya hep kirliydi. Bu kir ne topraktaydı, ne suda, ne de gökyüzünde.
Bu kir, tahakkümün lekesiydi: güçle kutsanan, parayla yüceltilen bir dünyanın köhne cilvesi.
İnsanlığın ilk günahı elma değil, itaattir.
Güce boyun eğmek, hakikate sırt çevirmektir.
İşte bu yüzden dünya kirlidir.
Çünkü insan, hakikati değil kuvveti seçmiştir.
Çünkü aklı değil hırsı, adaleti değil kazancı putlaştırmıştır.
***
DÜNYA DEĞİŞMEDİ, BİZ UYANDIK
Çocukken her şey berraktır. Çünkü göz perdedir, kulak kalptir.
Zamanla büyürüz ve her şey bulanıklaşır.
Bulanıklaşan dünya değildir; bulanıklaşan biziz.
Artık parıltıya kanıyoruz, gerçeği gürültü zannediyoruz.
Zannederiz ki dünya dün güzeldi, bugün çirkinleşti.
Oysa dünya, Neron’un sarayında da kirliydi; Endülüs’ün yıkılışında da.
Firavun’un yanında da kirliydi, modern çağın CEO tahtlarında da.
Sadece biz artık görüyoruz.
Çünkü artık masallar yerine faturalarla yüzleşiyoruz.
Çünkü artık anne kucağı değil, piyasa yasası sarmalıyor bizi.
***
İNSAN VE KİRLİLİK: MUKADDER BİR YALNIZLIK
Kirli olan sistemdir.
Zihniyet, kalıplar, putlar…
Ve insan, bu sistemin dişlileri arasında vicdanını yitirmiş bir seyyah gibidir.
Kimileri bu kirle yaşamaya alışır, kimileri o kiri temizlemeye çalışır.
Ama her iki hâl de bir arayıştır.
Ve her arayış, bizi hakikate yaklaştırır.
“Kir” bazen bir aynadır:
Ne olduğumuzu gösterir.
“Kirlenmek” bazen uyanmaktır:
Artık dünya oyun değildir.
Ve “büyümek”, artık o oyunlara kanmamaktır.
***
HAKİKATİN SESSİZ ÇAĞRISI
Hakikat bağırmaz.
Hakikat, fısıltılarla konuşur.
Ve biz o fısıltıları ancak sessizlikte, yalnızlıkta, kırılmışken duyarız.
Evet, biz büyüdük.
Ama bu bir yaş meselesi değil.
Bu, bir idrak eşiğidir.
Artık neye ağlamamız, neye gülmemiz gerektiğini anlıyoruz.
Artık hangi sözün sahici, hangisinin süslü yalan olduğunu seçebiliyoruz.
Ve belki de mesele budur:
Dünyayı suçlamadan, kendi gözlerimizi arındırmak.
Dünyanın kirliliğiyle değil, bizim ne kadar temiz kalabildiğimizle ilgilenmek.
***
KELAM-I HİTAM: KİRLİLİK BİR İMTİHANDIR
Dünya hep kirliydi.
Ama biz şimdi anlıyoruz:
Kir, sadece bir utanç değil, aynı zamanda bir imtihandır.
Ve her imtihan, sabredenlere bir idrak bahşeder.
Cemil Meriç’in dediği gibi:
“İnsan, irfanla büyür. Bilmek yetmez; hissetmek gerek. Hissetmek de yetmez; acıyı sevmek gerek.”
Belki büyüdük.
Ama daha önemlisi:
Artık acıyı tanıyoruz. Ve bu tanıma, hakikatin kapısını aralıyor.