Dünya sessiz bir fay hattı üzerinde ilerliyor. Haritalar aynı, dengeler farklı. 20. yüzyılın alışıldık merkezleri çözülüyor. Transatlantik eksen iç gerilimle yüzleşiyor. Avrupa güvenlik sorusu soruyor, Amerika mali baskı altında strateji yeniliyor.
Bu tabloda Türkiye sıradan bir seyirci değildir.
Savunma sanayisinde atılan adımlar yalnız teknik başarı olarak okunamaz. Bu bir zihniyet dönüşümüdür. Diplomasi masasında aynı anda farklı başkentlerle konuşabilen bir esneklik ortaya çıkmıştır. Tahıl koridoru süreci, Karadeniz güvenliği ve bölgesel temas trafiği bu kapasitenin göstergesidir.
Asıl mesele iç cephedir. Kutuplaşma stratejik enerjiyi zayıflatır. Ekonomide verimlilik ve dijital denetim öncelik haline gelmelidir. Kamu yönetiminde performans kültürü güçlendirilmelidir.
Yapay zekâ çağında gerçeklik algısı dönüşüyor. Bu dönüşüm korku üretmek için değil, üretim kapasitesini artırmak için kullanılmalıdır.
Türkiye, Ukrayna’dan Afrika’ya uzanan yeniden inşa sürecinde merkez ülke olma potansiyeline sahiptir. Enerji yolları, ticaret hatları ve savunma işbirlikleri bu potansiyeli besliyor.
Yeni yüzyıl güç tanımını değiştiriyor. Türkiye bu değişimin kenarında bekleyen bir ülke değil; tam merkezinde yer alan bir aktör konumundadır.